Türkiye'de Akademiyi Niteliksizleştiren 5 Örnek

Üniversiteler bir ülkenin bilimsel ve teknolojik gelişiminin en önemli unsurlarından olan kurumlar. Ülkemizde bu kurumların adını kirleten ve yüzümüzü...

1. Üniversiteler fuhuş evi

Üniversiteler fuhuş evi
Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Ebubekir Sofuoğlu

Üniversiteler bir ülkenin bilimsel ve teknolojik gelişiminin en önemli unsurlarından olan kurumlar. Ülkemizde bu kurumların adını kirleten ve yüzümüzü kızartan bazı örnekleri sizin için derledim. Hafızanın bütün sorunlara çare olduğu gerçeğini tarihe not düşme adına bu içeriği yayınlıyorum.

Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Ebubekir Sofuoğlu, katıldığı bir televizyon programında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı referans göstererek "Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, üniversiteler neredeyse fuhuş evleri" lafını kullandı. Sonra tepkiler gelmeye başlayınca ikinci bir açıklama yaparak "bu cümleyi nerede kullandım, gösterin" diye pişkince kendini savundu. Şu içerikteki videonun 0:55'inci saniyesini açarsanız kendisinin savunmasının(!) haklı(!) olduğunu görebilirsiniz. Yani insanda biraz utanma, arlanma, şeref, namus gibi nitelikler olmalı, değil mi? Bu sözleri üzerine hem Sakarya Üniversitesi hem YÖK soruşturma başlatmıştı. Allah'a şükür o soruşturmaların sonuçlandığını görmedik daha.

2. Deve sidiği şifadır

Deve sidiği şifadır
Caner Taslaman yanında getirdiği deve sidiğini Sifil'e ikram etmişti. Sifil ise bunu içmeyi reddetmişti.

Bu örnek 4 yıllık neredeyse. Bu başlıktaki deve sidiği muhabbetini yaptığı dönem yardımcı doçent doktor (günümüzde doktor öğretim üyesi diye uyduruk bir unvana denk geliyor) unvanı taşıyan ve bugün doçent doktor olan bu zat, akademinin düştüğü içler acısı hale en güzel örneklerden. Canlı  yayında Prof.Dr.Caner Taslaman ile giriştiği tartışmayla bir anda gündem olmuştu. O tartışma neydi diyenler bu habere bakabilir. Bu zat, yukarıda üniversitelere fuhuş evi diyen tipe destek olan açıklamalar yaptı. 

3. Çocuk yaşta evliliği hak gören profesör...

Çocuk yaşta evliliği hak gören profesör...
Yıldız Teknik Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümü’nde görevli Prof. Dr. Bedri Gencer

24 Ocak 2020'de olan ve 41 kişinin hayatını kaybettiği Elazığ depremi sonrası şu tweetiyle gündem olan Prof.Gencer de akademinin halini gözler önüne seren örneklerden.

"Gayretullaha dokunmak edebiyat değildir. AIDS, ebola virüsü… Avustralya, Çin gayretullaha dokundu azap geldi. Maazallah, biz de zinayı, livatayı yasallaştırarak, Allah'ın helal kıldığı yaşta evliliği tecavüz sayarak, mutlu yuvaları bozarak gayretullaha dokunmayalım. Az kaldı."

Buradaki Allah'ın helal kıldığı yaşta evlilik dediği, çocuk yaşta evlilik oluyor. Çünkü o dönem bu konu İstanbul Sözleşmesi'nin eleştirilmesi üzerinden gündemdeydi. Allah ismi geçiyor diye, ismin ardından gelen "helal yaşta evlilik" kısmı masum görünmesin. Bunun literatürdeki karşılığı doğrudan pedofili. Nedir pedofili, Wikipedia'dan tanımını aktaralım:

Pedofili ya da sübyancılık, yetişkin bir kimsenin ergenlik öncesi çocukları veya ergenliğe yeni girmişleri cinsel açıdan çekici bulması ve cinsel eğiliminin çocuklara yönelik olmasına neden olan psikoseksüel rahatsızlık.

Bizim medeni hukukumuza göre 18 yaşından önce çocuk kabul edilen bireylerle evlenmeyi meşru saymak ve bunu meşru göstermek için Allah'a dayanmak ne kadar doğru, bilemedim. Kendisi hakkında soruşturma başlatılmıştı. Neticesi ne oldu bilmiyoruz. Yukarıdaki tipler veya bu tipleri savunanlar bunu da savunmuşlardı.

4. "Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor..."

"Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor..."
Eski Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve YÖK üyesi Prof. Dr. Bülent Arı

Mart 2016'da katıldığı bir televizyon programında 

"Okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben her zaman cahil halkın ferasetine güveniyorum"

açıklaması yapan eski Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bülent Arı'yı atlamak olmazdı. Kendisi bu açıklamadan sonra YÖK üyeliğine atandı. Ayrıca üniversitesi zarar görmesin diye Sabahattin Zaim Üniversitesi'ndeki görevinden istifa etti (belki de istifa etmek zorunda bırakıldı).

Okuma oranı arttıkça sizi de afakanlar basıyor mu?

5. "Hamsileri korumak” için yunusları avlamayı önerdi!

"Hamsileri korumak” için yunusları avlamayı önerdi!
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Kocabaş

Bu son örnek yeni bir konu. Balıkçıların dertli olduğu bir konuymuş, bu yunus meselesi. Artık niye dert olduysa. Yani denizleri kirletip deniz canlılarına yaşam alanı bırakmayan insan bencilliği burada karşımıza çıkıyor. İşte bu balıkçılara yunusların dert olmasını bir akademisyenimiz zeka(!) dolu enfes bir çözümle halletmeye kalkmış ve yunusların kontrollü olarak avlanmasını teklif etmiş. İlgili haber şöyle:

Karadeniz’de 10 gün boyunca avlanması yasaklanan hamsinin boyları tartışılırken, tepki çeken bir öneri gündeme geldi. Doç. Dr. Mehmet Kocabaş, hamsi popülasyonunu tüketerek tehdit ettiği öne sürülen yunusların kontrollü avlanmasını önerdi (Kaynak).

Kur'an'da mealen "insan gerçekten zalim ve cahildir" buyuruyor Yüce Allah. Bu ayeti, bu haberi görünce daha iyi anladım. Hem o canlıların yaşam alanını tahrip et, onlara yaşanacak alan bırakma; sonra kalk, sayıları arttı bunları avlayalım, de. Yine söylüyorum; insanda, şeref, namus, haysiyet, ahlak, vicdan gibi nitelikler olmalı. Bir de kalkmış yukarıdaki örnekleri aratmayacak şekilde ve yine pişkince kendisini savunup günah keçisi seçildim, sözlerimin arkasındayım diye açıklama yapmış. Allah akıl fikir versin.

6. BONUS! Atanmış rektörler, torpilli akademisyenler...

BONUS! Atanmış rektörler, torpilli akademisyenler...
Boğaziçi Üniversitesi'ne "atanan" rektör Melih Bulu

Koskoca üniversite camiasını bu örnekler üzerinden yargılamak elbette doğru değil. Ama bu tiplerin, üniversite denen kurumlarda nasıl hoca olabildikleri ayrı bir tartışma konusu. En son Boğaziçi Üniversitesi'ne seçim yapılmadan, sırf iktidar partisinden milletvekili adayı oldu diye, bir akademisyen (Prof.Dr.Melih Bulu) rektör olarak atandı. İlgili rektör iftira dese de hakkındaki intihal haberlerinin doğru olduğu ortaya çıktı.

Bunun yanında KPSS'den düşük alıp üniversiteye atanan mı ararsınız, doktora tezi yazmayı beceremeyip akademisyen olup yükseleni mi ararsınız,  akrabasını-eşini-dostunu üniversiteye memur/hoca olarak atayan rektör mü ararsınız, akademisyen olup öğrencilerine "herkes üniversite mezunu olmak zorunda değil" diyeni mi ararsınız... Tonla örnek var elimizin altında. Bunları tek tek buraya yazmaya kalksak sanırım epey uzun bir yazı olur.

Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz?