Gürkan Özsoy Blog

#Bloglamak . #Bludit . #Güncel . #Matematik . #Öğrencilik


Kedilerle Olan Maceram


Yaklaşık dört aydan uzun bir zamandır sokak kedilerini besliyorum. Evimizin arka tarafı şehir parkı. şehir parkıyla evimizi ayıran yaklaşık iki (2) metrelik bir duvar var. Yani evin ve parkın arası bir duvarla ayrılmış durumda. Aşağıda bugün yaptığım temizlik sonrası bahsettiğim alanı görüyorsunuz.

Bahçem

İşte dört aydan uzun bir süredir, her akşam saat 17.00-18.00 arasında, bazen 18.30'dan sonra benim minnoşlar bu yukarıda gördüğünüz alana gelir. Miyavlamaya başladıklarında anlarım. Tabii bir gece önceden bıraktığım kuru mamaların büyük kısmı yenmiştir. Bazen tamamını yerler bazen yukarıda resimde gördüğünüz gibi biraz kalır. Onları da süpürüp çöpe atarım. Ben bu minnoşların her birine özel mama kapları aldım. Yedi (7) kedi var. Her birine bir kap verdim. Ama baktım ki belli süre sonra kaplar işe yaramıyor. Çünkü "Sapık" adını verdiğim gri renkli hırçın bir dişi kedi, kendi kabındaki mamaları yedikten sonra diğer kedilerin mama kaplarına dadanıp hepsini bir güzel silip süpürüyor. Dahası etraftaki diğer kedileri patileyerek kovuyor. Haliyle diğer pisicikler bir şey yiyemeden etraftan ayrılmak zorunda kalıyorlardı. Yaklaşık 1-1,5 ay bu pisicikler bana yaklaşmadılar. Bu arada "Sapık" diğer kaplara da dadandığı için mamaları, süpürüp temizlediğim ve ara ara yıkadığım beton zemine döküyorum. Her birini ayrı ayrı yanıma çağırıp 400 gramlık konserveyi iki veya üç kediye paylaştırıyorum. Sapık doymuyor tabi. Sapık isimli kedinin huyu var; arka bahçeye yürürken beni yolda karşılıyor ve etrafımda dönerken bacağıma sürtünüp tıslamayı ihmal etmiyor. Geçen seveyim diye elimi uzattım, tıslayıp tırmaladı. Yani hem severim hem döverim modunda bir kedicik. Şaka bir yana sanırım yavruları var. Ben bu mama işine başlayana kadar belki her gün yemek bulamıyordu ve bu yüzden aç kalmaktan korkuyor. O yüzden çok heyecanlı davranıp diğer kedileri kovuyor.

Sokak kedisi sapık
Dişi kedi "Sapık" ve erkek kedi Beyaz.

Sapık isimli kediden başka altı (6) kedi daha var demiştim. Onlardan biri de Beyaz. Kuzum ismini verdiğim siyahlı beyazlı kediden ayrı, diğer kediler arasında ilk önce "Beyaz" ismini verdiğim bu kedi bana yaklaştı. İlk dokunduğumda ürkmüştü. Sonra onu sevdiğimi anlayınca kendini sevdirmeye devam etti. Ama fazla sevdirmiyordu. İki başını okşuyordum ve hemen uzaklaşıyordu. Şimdilerde ise çokça seviyorum. Yanıma sokuluyor. Gerçi hala dokunduğumda ilk anda ürkme olayı devam ediyor ama benden zarar gelmeyeceğini öğrendiği için başını iki okşayınca kaçmıyor. Ensesinde bir yara kalıntısı var. Bana göre ensesinde sigara izmariti söndürmüşler veya delici bir aletle ensesine vurmuşlar. Aşağıdaki resimde, kediciğin ensesinde o bahsettiğim yarayı görebilirsiniz.

Sokak kedisi Beyaz
Erkek kedi Beyaz.

Beyaz da epey hırçın bir kedi. Sapık ile dalaşmıyor fakat başka kedileri gördü mü saldırıp kovalıyor. Ama yine de genelde çok sessiz bir kedi. Bazen yemeğini yedikten sonra bahçe duvarına çıkıp uzanıyor. O arada ben de yanına gidiyorum. Onunla konuşuyorum. Anlıyor beni. Miyavlayarak söylediklerime cevap veriyor. Sonra onu rahat bırakıyorum ve öylece uyuyor.

Bu büyüklerin yanında ufaklıklar var. Bir ufak, rengarenk pisicik var. O da alıştı bana. Önceleri korkuyordu. Alışamayan küçük, yavruluktan yetişkinliğe geçmek üzere olan beyaz bir pisicik daha var. O da yakında bana alışır, fotoğraflarını çekerim. Yavru kedimiz var. Bu yavru kediciğin mamasını bahçenin yan tarafında, evler arasında kalan balkonumuzun altına koyuyorum. Böylece büyük kedilerle karşılaşmadan yemeğini yeyip kaçıyor yavrumuz.

Bu beslediğim kediler arasında en uslu olanı "Kuzum" adını verdiğim siyah-beyaz renkli kedi.

Sokak kedisi Kuzum
Kuzum

Bu yavrum çok sessiz, çok sakin. Beyaz isimli erkek kediyle karşılaşınca tıslaşıyorlar ama ben aralarına çömelip ikisini de seviyorum. Böylece kavga etmekten vazgeçiyorlar. Kuzum'un en belirgin özelliği ev kedisi olması. Evet, Kuzum zamanında ev kedisiymiş. Bunu şuradan anladım. Bu kedileri ilk beslemeye başladığım zamanlar diğer kediler, aç olmalarına rağmen yanıma asla yaklaşmıyorlardı. Bu pisicik ise beni mama verirken görür görmez miyavlayarak yanıma geldi. Hemen sevdim, sevdirdi kendisini. Şu an bana en yakın duran pisicik Kuzum. Onu yakında evime alacağım veya yan balkonda ona özel bir kedi evi olacak. Kış vakti bu pisiciklerin tamamını ortalıkta bırakmak istemiyorum. Aklımda bir şeyler var.

Hangi mamayı veriyorum?

Mama konusunda sabit bir tercihim yok. Whiskas'a da bayılıyorlar Friskies'e de Chefs Choice isimli mamaya da. Geçen haftalarda bu mama konusuna epey takılmıştım. Hangi mama daha sağlıklı, daha lezzetli diye epeyce araştırma yaptım, veteriner görüşüne başvurdum. Şuna karar verdim: Kedi hangi tür ve marka mamayı seviyorsa onu vermek gerekiyor. Çünkü danışılan bir veteriner A markası mamayı önerirken diğeri B marka mama çok iyi diyor. Yani veterinerler arasında mama konusunda bir uzlaşı yok. Dahası Ekşi Sözlük gibi platformlarda o marka kötü bu marka kötü diye bir sürü yorum yazılmış. Kötülenen markaların başında Whiskas geliyor. Ama kediler Whiskas'a bayılıyor.

Benim kedicikler de kuru mamayı sevmiyorlar artık. Kuru mamadan 3 aylık sürede vazgeçtiler. Her gün su kaplarını yıkayıp temizliyor ve taze su koyuyorum. Buna rağmen su içmiyor ve kuru mama yemiyorlar. Havalar sıcak diye böyle oluyor sanırım. Baktım olacak gibi değil. Çünkü kuru mamayı yemeyince miyavlıyorlar acı acı. Mecbur konserve mama vermeye başladım. Aslında kedilere sürekli konserve mama verilmez. Çok sağlıklı bir yöntem değil ama ne yapayım? Aç kalıp acı acı miyavlasınlar mı? Kaş yapayım derken göz çıkarmak istemiyorum. Bu yüzden bu aralar haftada birkaç kez kemiksiz tavuk eti (bonfile) alıyor; haşlayıp küçük parçalara ayırıp yediriyorum kediciklerime. Böylece konserve mamaya birkaç gün ara vermiş oluyoruz.

Buraya kadar yazdıklarımdan sonra bu işin bana aylık maliyetini de belirteyim. Kedi mamalarına ayda 200-300 lira, bazen 400 lira ödüyorum. Arada kemiksiz tavuk eti (bonfile) alınca mama masrafı baya azalıyor. Çünkü tavuk etinin hepsini bir seferde vermiyorum. Ayrıca tavuk eti doyurucu olduğundan fazla da yiyemiyorlar. Bir de konserveleri toptan, 10'luk-12'lik veya 24'lük paket olarak aldığım için çok ucuza geliyor (bu saydığım paketlerin fiyatları 80-110-160 lira arasında değişiyor). Bazen iki veya üç günde bir Migros sanal marketten bazen de N11'den alıyorum mamaları. İlk paragrafta yazdığım gibi; Whiskas, Friskies ve Chefs Choice kedilerin en çok sevdiği ve bayılarak yedikleri mamalar.

Dışarıda aç/evsiz insanlar varken bu yaptığım doğru mu?

Başlık epey itici ama bu eleştiriyi her hayvansever mutlaka duymuştur veya duyuyordur. Şimdi burada kalkıp kime ne yaptığımızı yazacak değiliz. Bu yazıyı da beni takdir edin veya benim için "aman ne iyi insan, ne örnek insan" deyin diye yazmadım ki epey zamandır yaptığım bir şeyi paylaştım. Sokaktaki bu canlar için yapabildiklerim bunlarla sınırlı. Başkaları için ne yaptığım veya yapmadığım sizin hesap soracağınız bir alan değil. Bu yüzden insanları yargılamayın. Sizin bu yargılamalarınız yüzünden insanlar yaptıkları iyilikleri açıklamak zorunda kalabiliyorlar. Yapılan iyiliği açıklamak zorunda kalanın günahı sizin boynunuza olur.

Başkalarını eleştirmek yerine "ben evsiz/aç/yardıma muhtaç insanlar için ne yapıyorum" veya "ne yapabilirim" sorularını kendinize sorun.



Nasıl yorum yaparım?