Gürkan Özsoy Blog

#Bloglamak . #Bludit . #Güncel . #Matematik . #Öğrencilik


İbni Rüşd (Averroes / 1126-1198) Kimdir?


Kimine göre Batı’yı aydınlatan bir düşünür1, kimine göre yolunu şaşırmış bir sapkın. Aradan yüzyıllar geçtikten sonra bile fikirleriyle bilim dünyasını meşgul etmiş bir erken aydının hayatı…

İbni Rüşd, 1126 yılında bugünkü İspanya’da yer alan Cordoba (Kurtuba) şehrinde dünyaya gelmiştir. Künyesi Ebu’l Velîd Muhammed ibni Ahmed ibni Muhammed ibni Rüşd’tür. Kurtuba’da hukuk, siyaset ve idari alanlarda görevler üstlenmiş ünlü ve entelektüel bir aileye mensup olan İbni Rüşd, babası Ebu’l Kâsım Ahmed ve dedesi Ebu’l Velîd Muhammed gibi Kurtuba’da kadılık yapmıştır.

ibni rüşd

Bu büyük düşünüre adını veren ve Endülüs’te Mâlikî mezhebinin önde gelen ünlü fakihlerinden2 olan dedesinden ayırt edilmek üzere ona, torun anlamında “el-Hafîd” denmiştir. Ayrıca Aristoteles’in eserlerine yazdığı şerhlerden3 dolayı İslam dünyasında kendisine “Şârih”4, Batı’da ise “The Commentator” ismi verilmiştir.

Dedesinin vefatından bir ay önce dünyaya gelen İbni Rüşd, babasının ve dedesinin yolundan giderek ilim tahsil etmiştir. Devrinin entelektüel modeline uygun olarak Kelâm5, Fıkıh ve Arap edebiyatı alanında eğitim görmüştür. Önce babasından dinî ilimleri öğrendi. Hâfız Ebu Muhammed ibni Rızk’tan Fıkıh dersleri aldı. Daha sonra Endülüs’te âdet olduğu üzere İmam Mâlik’in “el-Muvatta” isimli eserini ezberledi. Ebu’l Kâsım ibni Beşküvâl’den Hadis ve Usûl ü Fıkıh okudu. Daha sonra tıp ve matematik eğitimi aldı.6 İbni Ebî Useybia, onun, İbni Bâcce’den ders aldığını söyler. Tarihi kayıtlar bunun tam böyle olmadığını, fakat İbni Bâcce ile İbni Rüşd’ün 1135’te Sevilla’da bulunduğunu, bu yüzden kısa süreliğine de olsa İbni Rüşd’ün İbni Bâcce’den ders aldığını doğrular7.

İbni Rüşd’ün 1153’te Merrakeş8'te bulunduğunu, 1160 yılında ise İbni Tufeyl tarafından Sultan Ebu Ya’kûb Yusuf ibni Abdulmü’min’e takdim edildiğini biliyoruz9. İbni Rüşd’ün halife ile karşılaşmasını günümüze kadar ulaşan bir yazıdan okuyabiliyoruz.

Buna göre hayatı boyunca Endülüs’te yaşamış olan halife Ebu Ya’kûb Yusuf, buradaki geniş ve zengin kültür muhitinden etkilenmiş, İbni Tufeyl gibi büyük âlimlerin sohbetlerinde bulunarak felsefe ve bilime merak sarmıştır. Bu amaçla devlet işlerinden kalan zamanda, gerekli gördüğü kitapları temin edip okumaya çalışmıştı. Felsefeden sonra tıp ilmiyle uğraşmış ve Ali ibn Abbâs el-Mecûsî’nin Kitâbu’l-Melikî adlı eseri başta olmak üzere, tüm tıp kitaplarını tetkik etmişti.

Metafizikle de ilgilenen hükümdar, bu konularla ilgili tüm kitapların sarayda bir kütüphanede toplanmasını istemiştir. Bu bilim ve felsefe meraklısı hükümdar, Aristoteles’in eserlerini de incelemiştir. Ancak filozofun çok ağır olan üslubunu anlamakta zorluk çektiği için, İbni Tufeyl’den bu konuda yardım istemiştir. O zamanlar 68 yaşında olan İbni Tufeyl, bu isteğe olumlu cevap veremeyeceğini ama bunu yapacak birini tanıdığını söyleyerek İbni Rüşd’ü halife ile tanıştırmıştır. İşte İbni Rüşd ile halifenin karşılaşması bu şekilde olmuştur. Daha sonraları sırasıyla halifeler; Ebu Ya’kûb Yusuf el-Muvahhidûn’un ve oğlu Ebu Yusuf Ya’kûb el-Mansur zamanında da hükümdarın hekimi olan ve kadılık görevine devam eden İbni Rüşd, himaye görmesi sayesinde uzun süre “sultanların gözdesi” olmuştur ve saraya yakın kalmıştır.

1184’e kadar, hükümdarların takdirine mazhar olan İbni Rüşd, 1169 yılında Sevilla kadısı olmuştur. Bu görevi esnasında bir yandan da Aristoteles’in eserlerini şerh eden İbni Rüşd, burada yazdığı eserlerden birinde10 kadılık işinden ve Kurtuba’dan uzak olmaktan ötürü kitap yazmaya zaman bulamadığından şikâyet etmiştir. Çok geçmeden 1171 yılında Kurtuba baş kadısı (Kadı’l-Kudât) olan İbni Rüşd, telif hayatının en yoğun dönemini yaşayacaktır.

Kaynaklara göre İbni Rüşd tüm ömrü boyunca sadece 2 defa kitap okumaktan ve yazmaktan uzak kalmıştır: Babasının vefat ettiği gece ile evlendiği gece.

İbni Rüşd, zamanındaki dini görüşleri yüzünden ve daha çok felsefe ile ilgilenmesi sebebiyle, zamanın din adamları tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Bu bağlamda İbni Rüşd’ün zamanın fukahası tarafından çok tenkit edildiğini, hatta düşmanlık derecesinde muameleye tabi tutulduğunu görüyoruz. Nitekim bu hasımları, İbni Rüşd’ün gözden düşmesi ve sürülmesi için ellerinden geleni yapmışlardır. Nihayetinde İbni Rüşd, Ebu Ya’kûb Yusuf el-Muvahhidûn’den sonra yerine geçen hükümdar Ebu Yusuf Ya’kûb el-Mansur tarafından devrin başka bilgin ve entelektüelleriyle birlikte, Kurtuba’ya 73 km. mesafedeki Lucena yerleşim birimine sürülür. Bu sürgün işine dair çok farklı savlar ortaya atılmıştır. Bunlar; İbni Rüşd’ün Hristiyan ahaliye olan yakınlığından, halife Ebu Ya’kûb Yusuf’un kardeşine taraftar olmasına kadar geniş bir yelpaze arz etmektedir.

Hayatının sonlarına doğru, Sevilla halkının ısrarı sonucu halife el-Mansur tarafından affedilip Merrakeş’e davet edilen İbni Rüşd, bu iade-i itibarın tadını çıkaramadan 1198 yılının aralık ayında vefat eder.

Dipnotlar


1- Bu ifade Ernest Renan’ın 1852’de tamamladığı Averroes et l’Averroisme (İbni Rüşd ve İbni Rüşdçülük) isimli doktora tezinde yer almıştır. Ayrıca geniş kapsamlı bilgi için bkz. P.Van Tieghem, Renan, 71, Paris 1948.

2- Fakih, İslam hukuku denilen Fıkıh ilminin uzmanı olan kişilere verilen bir unvan.

3- Şerh, bir kavramı veya kitabı açıklama, yorumlama amacıyla yazılan eserlere verilen isim.

4- Şârih, şerheden kimse anlamına gelir.

5- İslam dininin inanç/akaid konularını irdeleyen ve tarihsel olarak bu çerçevede gelişen dini-felsefi kuram ve teorilerle ilgilenen ilim dalı.

6- İbni Ebî Useybia, Uyûnü’l-Enbâ fi Tabakâti’l-Etibbâ, 530.

7- A.Bedevî, Histoire de la Philosophie en İslam, II, 738 ve İbni Bâcce, Resâilu,180.

8- Fas’ta bir yerleşim yeri.

9- Geniş bilgi için bkz.: A. Bedevî, Histoire de la Philosophie en İslam, II, 739 ve Renan Averroes et l’Averroisme 18; Léon Gauthier, İbn Thofail, Sa Vie, Ses Oeuvres,17.

10- Eczâu’l-Hayavân adlı kitabının şerhinin 4.bölümünde İbni Rüşd’ün yakınması yer almaktadır.



Nasıl yorum yaparım?