Başarısızlık / Başarı İkilemi 1

Başarısızlık / Başarı İkilemi 1
Zirveye çıkmak

Pablo Picasso yaşlı bir adamken, Ispanya’da bir kafede oturmuş kullanılmış bir peçeteye bir şeyler çiziktiriyormuş. Kayıtsızlıkla o anda onu ne eğlendiriyorsa onu çiziyormuş, ergen oğlanların tuvalet duvarlarına penisler çizmeleri gibi bir şey, ama o Picasso olduğu için tuvalet duvarına çizdiği penisler soluk kahve lekelerinin üzerinde kübist/empresyonist harikalarmış. Neyse, yakında oturan bir kadın ona hayranlıkla bakıyormuş. Birkaç dakika sonra Picasso kahvesini bitirmiş, peçeteyi atmak için buruşturmuş ve gitmek için ayağa kalkmış. Kadın onu durdurarak: “Bekle,” demiş. “Çizdiğin peçeteyi alabilir miyim? Para da öderim sana.” “Elbette,” demiş Picasso, “yirmi bin dolar.” Kadının başı bir tuğla çarpmış gibi geriye doğru savrulmuş, “Ne? İki dakikada çizdin!” demiş, “Hayır hanımefendi,” yanıtını vermiş Picasso. “Onu çizmek tam altmış yılımı aldı.” Peçeteyi cebine tıkıp kahveden çıkmış.

Bir konuda ilerlemek binlerce küçük başarısızlık üzerine inşa edilir ve başarınızın cüssesi o şeyde ne kadar başarısız olduğunuza bağlıdır. Biri bir konuda sizden daha başarılıysa, muhtemelen sizden daha fazla başarısız olmuştur. Biri sizden daha kötüyse, muhtemelen sizin geçtiğiniz ıstıraplı öğrenim sürecinden geçmemiştir. Yürümeyi öğrenen küçük bir çocuğu düşünürseniz, yüzlerce kere düşüp canını acıtacaktır. Ama çocuk durup da, “Bu yürümek bana göre değil sanırım, pek beceremiyorum,” demez. Başarısızlıktan kaçınmayı hayatımızın daha ileri bir aşamasında öğreniriz. Bunun epeycesi bir şeyi beceremediğimizde bizi cezalandıran ve katı bir tutumla bizi performansımızla değerlendiren eğitim sistemimizin ürünüdür. Bir bölümü de baskıcı, eleştirel ebeveynlerin marifetidir, çocuklarının kendi kendine bir şeyleri deneyip başarısız olmasına yeterince izin vermezler, onları yeni ve önceden saptanmamış bir şeyi denediklerinde cezalandırırlar ve kitle iletişim araçları var elbette, bizi sürekli çarpıcı başarı hikâyeleriyle bombardıman eder, o başarıya ulaşmak için çabalayarak, çalışarak, can sıkıntısı içinde geçen saatlerin sözünü bile etmezler.


Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı adlı kitaptan... Yazınını devamı...